Güncel Yazılar
Ab İlerleme Raporu ve Ekonomik Kriterler
Komisyonun Türkiye’deki ekonomik gelişmeleri tahlil ederken benimsediği yaklaşımda birliğe üyeliğin, işleyen bir piyasa ekonomisinin mevcudiyetini ve birlik içinde rekabet baskısı ve piyasa güçleriyle baş edebilme kapasitesini geliştirdiğini belirten Haziran 1993 tarihli Kopenhag zirvesi sonuçlarını temel almaktadır. Ocak 2010’da komisyona iletilen katılım öncesi ekonomik program (KEP) daha fazla reform yapılması ihtiyacını ve bu konudaki kararlılığı yeterince yansıtmaktadır.(KEP) büyük ölçüde 2009 ortasında yayımlanan orta vadeli program’a (OVP) dayanmaktadır. Bu programa göre, Türk ekonomisi küresel mali krizden olumsuz etkilenmiştir. Krize karşı alınan tedbirler, Türkiye’nin mali açık ve borç stokunu artırmış olmasına rağmen, ekonomik krizin etkisini azaltmamıştır. Özelleştirme konusunda, küresel ekonomik ortam nedeniyle yavaşlama olmasına rağmen, ilerleme kaydedilmiştir. Bunun yanında ülkenin beşeri ve fiziki sermayesinin geliştirilmesi konusunda sınırlı ilerleme kaydedilmiştir. Diğer yandan, dış finansman kaynaklarına erişimde sorun yaşanmamasına rağmen, cari işlemler açığı ve buna ilişkin finansman ihtiyacı iç talepteki artışa bağlı olarak önemli ölçüde artmıştır. Özellikle enerji fiyatlarındaki artış ekonomik aktiviteden kaynaklanan baskılardan dolayı, enflasyonist baskılar büyük oranda artmıştır. İşsizlik oranı kriz öncesi döneme göre yüksek seviyelerde kalmıştır. Gelecekte de yüksek olması beklenmektedir. Yeni istihdam yaratılma kapasitesi düşük olmakla birlikte, iş gücü talebi ve arzı arasında uyumsuzluk iyi bir iş gücü piyasası düzenlemesine bağlıdır. Pazardan çıkış işlemleri önünde engeller halen devam etmekte ve iflas işlemleri oldukça zor ve zahmetlidir. Ayrıca kriz, KOBİ’lerin finans kaynaklarına erişimini daha da zorlaştırmıştır. Mevcut mal piyasaları düzenlemesi ve devlet desteklerinin tahsis edilmesinde şeffaflığın olmaması iş ortamının iyileştirilmesine imkân sağlamamaktadır. Kayıt dışı ekonomi hala önemli bir sorun olarak durmaktadır. Türkiye’nin karşı karşıya kaldığı bir diğer zorluk ise gelecekteki ekonomik başarısını ve istikrarını daha geniş tabanlı bir üretimi ve daha yüksek bir iş gücü katılımını hedefleyen tutarlı ve kapsamlı bir çerçeveye oturtması gereğidir. Güçlü enflasyonist baskılar ve hızla artan cari açık dikkatle izlenmelidir. 2004-2008 döneminde ortalama % 6 büyüyen Türkiye ekonomisi,2009 ilk yarısında yaklaşık % 5 civarında daralmıştır. Yani dört yılda yakalanan büyüme bir yılda yok olmuştur. 2009 ilk yarısında %13 olan işsizlik oranı,2009 yılı sonunda %14 olarak gerçekleşmiştir. 2010’un ilk yarısında tarım dışı işsizlik oranın %17 düzeyinde olduğu görülmektedir. Genç nüfus işsizlik oranı, İstihdam paketinde bu konuya verilen öncelik sayesinde %4 oranında gerilemiş,2009’un ilk yarsına göre 2010 yılının aynı döneminde % 2,4 oranında artış olmuştur. Her yıl iş gücüne bir milyon genç insanın katıldığını düşünürsek, işsizlik çok önemli bir sorun olmaya devam etmektedir. Kayıt dışı ekonominin sosyal ayağını oluşturan, istihdam da kayıt dışılık önemli bir sorun olarak varlığını korumaktadır. İş gücü piyasasında önemli reformlar yapılmaması iş güvencesine ilişkin doğru politika bileşeni uygulanmaması ve demografik etkenler sebebiyle işsizlik oranının gelecekte yüksek olması beklenmektedir.
Bu yazı 24.1.2011 tarihinde eklendi ve 338 kez görüntülendi
Adem Yazır Tüm Hakları Saklıdır